<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>DOCTORS BPM -</title>
	<atom:link href="https://doctorsbpm.com/tag/birlesmis-milletler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doctorsbpm.com/tag/birlesmis-milletler/</link>
	<description>Sağlık çalışanlarının sesi ve gücü olmak için yola çıktık. Sorunlarınızı bize bildirin, çözüme giden yolda birlikte adım atalım... Doctors BPM sektörün en çok okunan dergisi...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 02 Apr 2022 22:30:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2020/03/cropped-512-32x32.jpg</url>
	<title>DOCTORS BPM -</title>
	<link>https://doctorsbpm.com/tag/birlesmis-milletler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak</title>
		<link>https://doctorsbpm.com/otizmin-tedavisinde-cocugu-anlamak/</link>
					<comments>https://doctorsbpm.com/otizmin-tedavisinde-cocugu-anlamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[doctor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Apr 2022 22:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Clinical]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doctor]]></category>
		<category><![CDATA[doctors]]></category>
		<category><![CDATA[Doctors BPM]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalik]]></category>
		<category><![CDATA[health]]></category>
		<category><![CDATA[Hospital]]></category>
		<category><![CDATA[human]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Medical]]></category>
		<category><![CDATA[Otizmi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[people]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Maçkalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doctorsbpm.com/?p=3744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak&#8230; Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Maçkalı, “Çocuğa bir şey öğretmek değil, çocuğu anlamak öncelikli olmalı” dedi. Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak&#8230; Her yıl 2 Nisan günü “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak anılıyor. Dünyada her 44 çocuktan birinde otizm görülüyor. Bilgi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Maçkalı, otizmin tedavisinde ilk önerilen yöntem olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/otizmin-tedavisinde-cocugu-anlamak/">Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak&#8230; Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Maçkalı, “Çocuğa bir şey öğretmek değil, çocuğu anlamak öncelikli olmalı” dedi.</h3>
<p>Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak&#8230; Her yıl 2 Nisan günü “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak anılıyor. Dünyada her 44 çocuktan birinde otizm görülüyor. Bilgi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Maçkalı, otizmin tedavisinde ilk önerilen yöntem olan özel eğitim kadar çocuğun ve ailenin alacağı psikolojik desteğin de önem taşıdığını belirterek “Çocuğa bir şey öğretmek değil, çocuğu anlamak, onun kendini ifade etmesine alan açmaya çalışmak öncelikli olmalı” dedi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in otizm konusunda farkındalık yaratmak amacıyla 2007’de ilan ettiği Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nın bu yıl 15’incisi gerçekleşiyor. Her yıl 2 Nisan günü “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak anılıyor ve nisan ayı boyunca tüm dünyada otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulunması ve bu alanda kamuoyunun bilinçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yürütülüyor.</p>
<p>Hastalık Korunma ve Koruma Merkezi’nin verilerine göre dünyada her 44 çocuktan birinde otizm görülüyor. Dünya nüfusunun yüzde birinde ise otizm olduğu düşünülüyor. Bilgi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi Direktörü <a href="https://www.bilgi.edu.tr/tr/akademik/kadro/zeynep-mackali/" target="_blank" rel="noopener">Zeynep Maçkalı</a>, otizmin yaygınlığında yıllar içinde bir artış yaşandığına dikkat çekerek otizmin tedavisi için ilk önerilen yöntem olan<strong> </strong>özel eğitimin yanı sıra psikolojik desteğin de önemini vurguladı.</p>
<p><strong>‘Her bireyde farklı seyredebilir’</strong></p>
<p>Maçkalı, “Otizm, yaşıtlarıyla kıyaslandığında, etrafındaki kişilerle sosyal ilişki ve etkileşim kurma isteğinde kısıtlılığın, tekrarlayan hareketlerin gözlendiği; dil kullanımının kısıtlı veya hiç olmadığı nörogelişimsel bir bozukluktur. Tekrarları sevmek ve aynılık ihtiyacı da otizmde yaygın şekilde gözlenen durumlardır. Otistik belirtiler, en belirgin olarak ikili ilişki kurma ve sürdürme isteği ile tekrarlayan hareketlerde gözlenebilmektedir. Otizmin bir spektrum bozukluğu olduğu unutulmamalıdır. Bahsi edilen belirtiler her otizmi olan bireyde benzer şekilde görülmemektedir. Belirtilerin şiddeti ve seyri, bireyin sürekliliği işaret eden eğrinin hangi tarafına düşebileceğini işaret etmektedir” dedi.</p>
<p><strong>Otizmin ilk belirtileri</strong></p>
<p>Otizmde ilk belirtilerin dilin gelişmeye başladığı dönem olan 12-18 ay arasında fark edildiğini belirten Maçkalı, “Göz ilişkisi kurmama, ismiyle çağırılınca bakmama gibi belirtiler anne-babalar tarafından erken dönemlerde fark edilebilmektedir. Otizmi olan bireylerin sosyal ipuçlarını anlamada ve bu yolla edindikleri bilgileri daha sonra kullanmakta zorluk yaşadıkları bu alanda çalışan pek çok klinisyen tarafından kabul ediliyor. Örneğin, bay-bay dendiğinde karşılık olarak el sallayarak bay-bay yapmakta zorlanmak gibi… 2-3 yaş ise otizmde ebeveynlerin en sık başvuruda bulunuldukları yaştır. Bazen bir yaşına kadar yaşıtlarıyla benzer bir gelişim gösteren bebekler, 2 yaşına doğru gelişimsel olarak gerileyebilmektedir. Örneğin tek tek kelimeler söyleyebilen bir çocuğun kullandığı kelimelerin sayısı yavaş yavaş azalabilir” dedi.</p>
<p>Otizmi olan çocukların büyük çoğunluğunun en baştan itibaren gelişimsel aksamalar yaşayabildiğini söyleyen Maçkalı, “2-3 yaşında göz ilişkisi kurmak ve devam ettirmek veya kucağa alınmak için kollarını açmak gibi ikili ilişki kurma isteğini belirten davranışlar gözlenmez. Bu yaşta dikkati çeken bir başka belirti ise göz ilişkisi kurma, jest ve mimikleri kullanma gibi söz dışı iletişim yollarını kullanarak başkalarının dikkatini farklı olaylara yönlendirememeleri veya buna arzu duymamalarıdır. Örneğin otistik belirtileri olan bir çocuk dikkatini çeken bir şey gördüğü zaman bunu anne-babasına da göstermek yerine kendi eline alıp, dakikalarca elinde tutup, en ince detayına kadar inceleyebilir. Araştırmalarda ayrıca otizmli çocukların bu dönemde yaşıtlarına ilgi göstermek yerine yalnız kalmayı tercih ettikleri, başka çocuklar gibi oynamadıkları, sebebi olmaksızın kendiliğinden gülebildikleri belirtilmektedir. Tabi bu gülmelerin de onlar için bir anlamı oldukları unutulmamalıdır. Bunların yanı sıra örneğin, saklambaç gibi basit kurallı oyunlara eşlik edemedikleri, hayali oyunlar kuramadıkları da gözlenmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>‘Aile de psikososyal destek almalı’</strong></p>
<p><a href="https://doctorsbpm.com/otizmli-cocuklarin-kaygisini-artirdi/" target="_blank" rel="noopener">Otizmin</a> tedavisine ilişkin önerilerini de paylaşan Maçkalı, “Otizmin psikososyal tedavisinde yaygın olarak davranışçı yöntemler kullanılmaktadır. Ancak son 10-15yıldır gelişimsel, ilişki odaklı müdahalelerden umut verici sonuçlar elde edilmektedir. Bu müdahaleler kapsamında sadece özel eğitim değil, çocuğun ve ailenin; özellikle de annenin psikolojik olarak desteklenmesi de çok önemlidir. İlişki odaklı çalışmada, çocuğun oyun ve sanat yoluyla ilişkiye davet edilmesi amaçlanmalıdır. Bunun için ses, resim, basit müzik aletleri, çeşitli nesneler kullanılabilir.  Burada çocuğu ilişki kurması için zorlamak yerine, ilişkiye hazır olması için ihtiyaç duyduğu ortamı sunmak ve bunu tutarlı şekilde devam ettirmek önem taşımaktadır. Çocuğa bir şey öğretmek değil, çocuğu merak etmek, onu anlamaya açık olmak, çocuğun yönelimlerine izin vermek, kendini ifadesine etmesine alan açmaya çalışmak önemlidir” dedi.</p>
<p>Çocuğun yaşadığı zorluk kadar ailelerin de bu durumdan etkilendiğini belirten Maçkalı, “Aileye sunulacak destek kapsamında ailenin endişelerinin ciddiye alınması, gözledikleri bu tablonun ne anlama geldiğinin onlara açıklanması ve neler yapılabileceğinin, neler yapabileceklerinin ele alınması, yaşadıkları zorluklarla nasıl başa çıkabilecekleri yönünde ailenin güçlendirilmesi çok önemlidir. Ailenin çocuğun davranışlarına anlam verebilmesi, çocuğun neden öyle şeyler yaşadığını anlayabilmesine olanak tanıyacak; bu da çocuğun duygularını anlayabilmesine ve kontrol edebilmesine yardımcı olacaktır. Çocuk ve aileyle birlikte sürdürülen psikoterapötik çalışmada, ilişkide oluşan hasarlar onarıldıkça, gelişimsel aksamalar ‘normal’e yaklaşmaya başlayacak, ailenin aldığı destek sürecin hızlanmasına alan sağlayacaktır” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/otizmin-tedavisinde-cocugu-anlamak/">Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doctorsbpm.com/otizmin-tedavisinde-cocugu-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor  </title>
		<link>https://doctorsbpm.com/uretilen-gidanin-ucte-biri-israf-ediliyor/</link>
					<comments>https://doctorsbpm.com/uretilen-gidanin-ucte-biri-israf-ediliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[doctor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Oct 2021 18:04:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık&Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Gıda Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Çatala Stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[cin]]></category>
		<category><![CDATA[cop]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[doctor]]></category>
		<category><![CDATA[Doctors BPM]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[EUFIC]]></category>
		<category><![CDATA[FAO]]></category>
		<category><![CDATA[gida]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[health]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[Medical]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[perakende]]></category>
		<category><![CDATA[sera]]></category>
		<category><![CDATA[sera gazı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarla]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>
		<category><![CDATA[virus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doctorsbpm.com/?p=3453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor. Sabri Ülker Vakfı’nın üyesi olduğu kuruluş; gıda israfının tek başına, küresel sera gazı salınımının yaklaşık yüzde 8-10&#8217;unu oluşturduğuna dikkat çekti. &#160; Üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor. Dünyada yaklaşık 931 milyon ton gıda atığı üretiliyor. Bu atıkların yüzde 61’i evlerden, yüzde 26’sı restoranlardan ve yüzde 13’ü de perakende sektöründeki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/uretilen-gidanin-ucte-biri-israf-ediliyor/">Üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor  </a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor. Sabri Ülker Vakfı’nın üyesi olduğu kuruluş; gıda israfının tek başına, küresel sera gazı salınımının yaklaşık yüzde 8-10&#8217;unu oluşturduğuna dikkat çekti.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor. Dünyada yaklaşık 931 milyon ton gıda atığı üretiliyor. Bu atıkların yüzde 61’i evlerden, yüzde 26’sı restoranlardan ve yüzde 13’ü de perakende sektöründeki kullanımlardan oluşuyor. Avrupa Gıda Konseyi EUFIC’in 29 Eylül Dünya Gıda İsrafı Günü’ne dikkat çekmek amacıyla paylaştığı verilere göre; dünyada insanların tüketimi için üretilen gıdaların yaklaşık üçte biri israf ediliyor. Türkiye’de de Sabri Ülker Vakfı’nın üyesi olduğu kuruluş; gıda israfının tek başına, küresel sera gazı salınımının yaklaşık yüzde 8-10&#8217;unu oluşturduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Gıda alışverişi yaptığınızda üç poşet dolusu yiyecek alıp bir tanesini hemen çöpe atıyor musunuz?</strong></p>
<p>İstatistiksel olarak, günümüzde gıdalara olan şey tam olarak budur. İnsan tüketimi için üretilen tüm gıdaların üçte biri atık haline gelmektedir. Yiyecekleri israf ettiğimizde, insan beslenmesine harcanan toprak, su ve yakıt kullanımı gibi <a href="https://doctorsbpm.com/gida-muhendisi-akdag-her-gida-mucize-degildir/">gıdanın</a> üretilmesine ve taşınmasına harcanan tüm kaynakları da amacını gerçekleştiremediği için boşa harcıyoruz. Yiyecekler çöpe gittiğinde, aynı zamanda sera gazı salınımına da yol açıyor.</p>
<p><strong>En fazla sera gazı üreten dünyadaki üçüncü ülke</strong></p>
<p>Dünyada insan tüketimi için üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri kaybolmakta veya israf edilmektedir. Gıda israfı tek başına, küresel sera gazı salınımının yaklaşık yüzde 8-10&#8217;unu oluşturuyor. Gıda israfı bir ülke olarak kabul edilirse, sera gazı salınımında Çin ve ABD’den sonra dünyanın en büyük üçüncü ülkesi konumunda olurdu. Son verilere göre, dünyada yaklaşık 931 milyon ton gıda atığı üretiliyor. Bunun yüzde 61’i hanelerden, yüzde 26’sı yemek servisi yapan yerlerden ve yüzde 13’ü de perakende sektöründeki kullanımlarla meydana geliyor.</p>
<p><strong>Avrupa’daki gıda atığının değeri 143 Milyar Euro </strong></p>
<p>Avrupa’da ise yılda yaklaşık 88 milyon ton gıda atığı üretiliyor. Bu kişi başı 174 kilogram atık veya 143 Milyar Euro’ya ya da 170 milyon ton CO<sub>2</sub>’ye eşit anlamına geliyor. Tahminler, Avrupa ülkelerinde her yıl üretilen 88 milyon ton gıda atığının yüzde 10&#8217;unun bir şekilde tarih etiketlemesiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Tüketicilerin yüzde 53’ü ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’, yüzde 60’ı ‘son kullanma tarihi’ etiketinin anlamını bilmiyor.</p>
<p><strong>‘Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık’</strong></p>
<p>Gıda kaybı ve israfını azaltmaya yönelik Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan kampanya, gıda kaybı ve israfının azaltılmasındaki yararları ile ilgili tüketicinin bilgisinin arttırılması ve israfı önleyici davranışların benimsenerek, tüketicinin gıdayı tüketme alışkanlıklarında uzun soluklu değişim hedefliyor.</p>
<p>Benzer şekilde, AB&#8217;nin Tarladan Çatala Stratejisi’nin önemli bir parçası gıda kaybı ve israfının azaltılmasını hedefliyor ve 2023 yılına kadar AB genelinde gıda israfını azaltmak için yasal olarak bağlayıcı hedefler belirleniyor. Buna göre; tedarik zinciri ne kadar uzunsa gıda kaybı da daha fazla oluyor ve bu da daha fazla karbon yoğunluğu anlamına geliyor. Örneğin; marketten satın alabileceğimiz domates sosu üretimine doğrudan tarladan toplanan bir domatese harcanan kaynaktan daha fazla kaynak harcanıyor. Domates sosunu boşa harcarsak, tedarik zinciri boyunca kullanılan ek kaynakları da boşa harcamış oluruz. Bunun yanı sıra farklı gıdaların farklı çevresel etkileri bulunuyor. Örneğin, israf edilen ve kaybedilen et hacmi, tahıl ve sebze gibi gıdalara göre çok yüksek değildir. Bununla birlikte, etin üretilmesi için çok daha fazla kaynak gerekir, bu nedenle etin israf edilmesinin iklim değişikliği üzerinde yine de önemli bir etkisi vardır. Toplam gıda atığı ve kaybının karbon ayak izinin yüzde 20&#8217;sine katkıda bulunduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p><strong>Sabri Ülker Vakfı hakkında:</strong></p>
<p>Türk gıda sektörünün duayeni <a href="http://sabriulkervakfi.org" target="_blank" rel="noopener">Sabri Ülker</a> anısına kurulmuş olan ve misyonunu Sabri Ülker’in hayat felsefesinden derleyen Vakıf, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve güvenilir bilgi ile aydınlatmak üzere faaliyetlerini sürdürüyor. Avrupa Beslenme Vakıfları İletişim Platformu’nun Türkiye’den tek üyesi olan Vakıf, 2009 yılından bu yana topluma sağlıklı yaşam ve beslenme konularında güvenilir bilimsel bilgiyi ulaştırmakta ve dünya genelinde referans kabul edilen kurumlar ile iş birliği içinde Türkiye’nin referans kurumu olma hedefiyle yoluna devam etmektedir.</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/uretilen-gidanin-ucte-biri-israf-ediliyor/">Üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor  </a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doctorsbpm.com/uretilen-gidanin-ucte-biri-israf-ediliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehirler yaşlı dostu olarak tasarlanmalı</title>
		<link>https://doctorsbpm.com/sehirler-yasli-dostu-olarak-tasarlanmali/</link>
					<comments>https://doctorsbpm.com/sehirler-yasli-dostu-olarak-tasarlanmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[doctor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2021 20:49:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Corona virus]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[demografik]]></category>
		<category><![CDATA[doctor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal izolasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğba Aydın Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı dostu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://doctorsbpm.com/?p=2591</guid>

					<description><![CDATA[<p>2050 yılında Türkiye’de her 6 kişiden birinin 65 yaş üzeri olacağını tahmin eden uzmanlar, &#8220;Şehirler yaşlı dostu olarak tasarlanmalı&#8221; diyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlı nüfusun arttığına dikkat çeken uzmanlar, 2050 yılında Türkiye’de yaşayan her 6 kişiden birinin 65 yaş üzeri olacağının tahmin edildiğini belirtiyor. İleri yaştaki kişilerin sosyal yaşama katılmalarının önemine işaret eden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/sehirler-yasli-dostu-olarak-tasarlanmali/">Şehirler yaşlı dostu olarak tasarlanmalı</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>2050 yılında Türkiye’de her 6 kişiden birinin 65 yaş üzeri olacağını tahmin eden uzmanlar, &#8220;Şehirler yaşlı dostu olarak tasarlanmalı&#8221; diyor.</h3>
<p>Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlı nüfusun arttığına dikkat çeken uzmanlar, 2050 yılında Türkiye’de yaşayan her 6 kişiden birinin 65 yaş üzeri olacağının tahmin edildiğini belirtiyor. İleri yaştaki kişilerin sosyal yaşama katılmalarının önemine işaret eden uzmanlar, şehirlerin yaşlı dostu şehirler olarak tasarlanması gerektiğini kaydediyor.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Aydın Öztürk</strong>, Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada yaşlıların sosyal hayattaki konumlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dr. Öztürk, “18-24 Mart tarihleri arasında kutlanan Yaşlılara Saygı Haftası, dünyada nüfusun hızla yaşlandığı, yaşlıların özellikle pandemiyle birlikte daha fazla sosyal izolasyona maruz kaldığı ve çoğu zaman asgari yaşam şartlarına ulaşamadığı bugünlerde daha da çok önem kazanıyor” dedi.</p>
<h4><strong>Türkiye’nin yaşlı nüfusu artıyor</strong></h4>
<p>Dünyada ve Türkiye’de nüfusun yaşlanmasıyla beraber, yaşam şartlarının iyileştirilmesinin zorunlu hale geldiğini kaydeden Dr. Öztürk, şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2020 verilerine göre; Türkiye’de yaşayan 65 yaş üzeri nüfus yüzde 7,1’den yüzde 9,5’e yükseldi. Ayrıca Türkiye 167 ülke arasında en yaşlı nüfusa sahip 66. ülkedir. Birleşmiş Milletler 2050 yılında tüm dünyadaki yaşlı nüfusunun iki kat artış göstereceğini tahmin ediyor. Peki bu veriler bize aslında ne söylüyor? Dünya pandemiyle birlikte günden güne daha karmaşık hale gelirken acaba ülkeler ileri yaştaki sakinleri için sağlıklı bir gelecek tasarlayabilecek mi?”</p>
<h4><strong>Yaşlılar kendilerini mutsuz hissedebilir</strong></h4>
<p>Türkiye’nin yalnızca birkaç sene içinde demografik olarak ‘çok yaşlı ülkeler’ arasına girmiş olacağını kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Aydın Öztürk, “Ancak ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan bu duruma hazırlıklı olmak da çok büyük önem kazanıyor. Toplumumuzda yaşlı bireyler eş ya da akranlarını kaybetmesi, çalışma hayatında aktif yer almamaları, sosyal hayatın dışında kalmaları, kronik hastalıklarla mücadele etmeleri ve ekonomik zorluklarla uğraşmak zorunda kalmaları sebebiyle kendilerini yalnız, mutsuz ya da izole olmuş hissedebilirler” diye konuştu.</p>
<h4><strong>Yaş ayrımcılığına dikkat</strong></h4>
<p>“Bunlara ek olarak günlük hayatta maruz kaldıkları yaş ayrımcılığı da kendilerini kötü hissetmelerine sebep olur” uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Aydın Öztürk, “Yaşlı bireyler sosyalleştikleri, değer gördükleri ve yaşadıkları topluma dahil olabildikleri takdirde kendilerini gerçekleştirmiş olurlar. Aslında yaşlılara saygı göstermek ve onların bilgi ve deneyimlerinden feyz almak geleneksel Türk aile yapısı içinde önemli bir konudur. Burada varolan geleneksel değerler ile bilimin bizlere sunduğu bilgileri bir araya getirmek zorundayız. Araştırmalar sosyal hayata dahil olan, kendisini toplumdan soyutlanma yerine onun bir parçası olarak gören yaşlıların hem fiziken hem de psikolojik olarak daha iyi hissettiklerini göstermektedir” diye konuştu.</p>
<h4><strong>Yaşlı dostu şehirler inşa etmeliyiz</strong></h4>
<p>Şehirlerin yaşlıların da huzurla yaşayabileceği mekanlar haline getirilmesi gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “Maalesef yaşlılar için pandemi öncesi veya sonrasında çok kolay bir sosyal hayattan söz etmek mümkün değil. Öncelikle emeklilik sonrası ekonomik gelirin düşmesi yaşlıları daha en baştan pek çok etkinliğe girişmekten vazgeçirir. Bu sebeple yerel ve merkezi idarelerin yaşlılar için sosyal yaşam alanları oluşturmaları ve ücretsiz etkinlikler düzenlemeleri gerekir. Şehirlerimizi yaşlıların da huzurla yaşayabileceği mekanlara dönüştürmek zorundayız. 2050 yılında Türkiye’de yaşayan her 6 kişiden birinin 65 yaş üzeri olacağı düşünülürse, yaşadığımız mekanların yaşlı dostu şehirlere evrilmesinin gelecek için önemi ortaya çıkar” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/sehirler-yasli-dostu-olarak-tasarlanmali/">Şehirler yaşlı dostu olarak tasarlanmalı</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doctorsbpm.com/sehirler-yasli-dostu-olarak-tasarlanmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
