<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>DOCTORS BPM -</title>
	<atom:link href="https://doctorsbpm.com/tag/cerrah/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doctorsbpm.com/tag/cerrah/</link>
	<description>Sağlık çalışanlarının sesi ve gücü olmak için yola çıktık. Sorunlarınızı bize bildirin, çözüme giden yolda birlikte adım atalım... Doctors BPM sektörün en çok okunan dergisi...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Jun 2022 09:27:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2020/03/cropped-512-32x32.jpg</url>
	<title>DOCTORS BPM -</title>
	<link>https://doctorsbpm.com/tag/cerrah/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Her 8 kadından birinde görülüyor</title>
		<link>https://doctorsbpm.com/her-8-kadindan-birinde-goruluyor/</link>
					<comments>https://doctorsbpm.com/her-8-kadindan-birinde-goruluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[doctor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Nov 2021 15:18:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Önleme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Ankara Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[Clinical]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[Corona virus]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doctor]]></category>
		<category><![CDATA[Doctors BPM]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hospital]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[Medical]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tuğbay Tuğ]]></category>
		<category><![CDATA[saglik]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doctorsbpm.com/?p=3547</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 8 kadından birinde görülüyor&#8230; Meme kanseri Türkiye’de kadınlarda en çok görülen kanser türü olarak ortaya çıkıyor. Her 8 kadından birinde görülüyor&#8230; Meme kanseri Türkiye’de kadınlarda en çok görülen kanser türü olarak ortaya çıkıyor.  Acıbadem Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğbay Tuğ, meme kanserinin belirtilerini ve erken tedavi yöntemlerini şu sözlerle anlatıyor. Geç kalmadan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/her-8-kadindan-birinde-goruluyor/">Her 8 kadından birinde görülüyor</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Her 8 kadından birinde görülüyor&#8230; Meme kanseri Türkiye’de kadınlarda en çok görülen kanser türü olarak ortaya çıkıyor.</h3>
<p>Her 8 kadından birinde görülüyor&#8230; Meme kanseri Türkiye’de kadınlarda en çok görülen kanser türü olarak ortaya çıkıyor.  <a href="https://www.acibadem.com.tr/hastane/ankara-hastanesi/" target="_blank" rel="noopener"><strong>Acıbadem Ankara Hastanesi</strong></a> <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğbay Tuğ</strong>, meme kanserinin belirtilerini ve erken tedavi yöntemlerini şu sözlerle anlatıyor.</p>
<h4><strong>Geç kalmadan düzenli takip şart</strong></h4>
<p>“‘Kanserden korkma, geç kalmaktan kork’ sloganı meme kanseri için de geçerlidir. Meme kanserinde başarılı tedavinin ilk koşulu erken tanıdır. Kişinin meme kanseri açısından bireysel riskinin bilinmesi, düzenli takip, düzenli hekim muayenesi, tarama testlerinin düzenli yapılması ve kadınların kendi kendine meme muayenelerini doğru ve düzenli olarak uygulamalarıyla erken tanı mümkün olmaktadır.”</p>
<figure id="attachment_3548" aria-describedby="caption-attachment-3548" style="width: 203px" class="wp-caption alignright"><a href="https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/11/Dr-Tugbay-Tug.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-3548 " src="https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/11/Dr-Tugbay-Tug-229x300.jpg" alt="Her 8 kadından birinde görülüyor" width="203" height="266" srcset="https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/11/Dr-Tugbay-Tug-229x300.jpg 229w, https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/11/Dr-Tugbay-Tug-696x913.jpg 696w, https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/11/Dr-Tugbay-Tug.jpg 709w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" /></a><figcaption id="caption-attachment-3548" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Tuğbay Tuğ</figcaption></figure>
<p>Kadınlarda en sık görülen kanser tipi olan meme kanserinin meme hücrelerinin kontrolsuz çoğalması ve özelliklerini değiştirmeleriyle ortaya çıktığını ifade eden ve her 8-10 kadında bir görüldüğünü aktaran <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi</strong> <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğbay Tuğ,</strong> “Tüm kadının her ay adet dönemini takip eden hafta içerisinde mutlaka kendi kendisini meme muayenesi yapması gerekiyor. Belirtilen risk faktörlerine sahip olan kadınlar, en az yılda bir kez hekim muayenesinden geçmeli, meme ultrasonografisi ve mamografi gibi ilk basamak tarama testlerini yaptırmalıdır. 25 yaşından sonra her yıl ultrasonografi, 40 yaşından sonra ise mamografi yapılması, erken teşhis için çok önemli. Meme kanseri tanısı alan bir kadına hekimi tarafından mutlaka tüm vücut tarama incelemeleri yapılmalı ve hastalığın hangi evresinde olduğu belirlenmelidir. Hastalığın tekrarlamadan ve vücuda yayılmadan başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için evreleme şarttır” ifadelerini kullanıyor.</p>
<h4><strong>Bu belirtilere dikkat!</strong></h4>
<p>Meme kanseri tedavisi erken evrelerde teşhisin hayat önemini kaydeden Tuğbay Tuğ meme kanserinin en sık karşılaşılan belirtisinin, ağrısız ve zamanla büyüyen bir kitle hissedilmesi ile anlaşılabildiğini söyleyerek diğer belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Meme derisinde çekinti, deride renk değişikliği, meme başı çekintisi, kanlı meme başı akıntısı, memede ele gelen sertlikler, koltuk altında lenf bezi büyümeleri gibi belirtilerle kendisini ortaya çıkarıyor.”</p>
<h4><strong>Kimler risk altında?</strong></h4>
<ul>
<li>Geç menapoza girerek uzun süre kadınlık hormonuna (östrojen) maruz kalmak</li>
<li>Hiç doğum yapmamak</li>
<li>İlk doğumu 35 yaşından sonra yapmak</li>
<li>Bebek emzirmemek</li>
<li>Dışarıdan uzun süreli kadınlık hormonu kullanmak (doğum kontrol ilacı, tüp bebek tedavisi gibi)</li>
<li>Ailede meme, rahim ya da yumurtalık kanseri bulunması</li>
<li>Fibrokistik meme yapısında görülen bazı doku değişiklikleri</li>
<li>Kilolu olmak</li>
<li>Yağlı beslenme</li>
<li>Stresli hayat tarzı</li>
<li>Alkol ve sigara kullanımı olarak belirtilebilir.</li>
</ul>
<h4><strong>Kanser tedavi edilebilir hastalıktır</strong></h4>
<p>Hastalığın ileri evrelerinde tanı konulan hastalarda, tümör hücrelerini öldüren ilaç uygulamalarıyla tedaviye başlamanın gerektiğini aktaran Prof. Dr. Tuğbay Tuğ, “Günümüzde meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların gelişmesi tedavi olabilme şansını da arttırmaktadır. İlaç tedavisiyle hastalık kontrol altına alınıp tümör geriletildikten sonra cerrahi tedaviler uygulanabilir. Meme kanseri tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemler hastanın içinde bulunduğu evreye, tümörün büyüklüğüne ve meme içerisindeki yerleşim yerine göre değişebilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<h4><strong>Kanserde doğru iletişim önemli</strong></h4>
<p>Uygulanan tedavi yöntemlerinden ve hasta doktor arasındaki iletişimden bahseden Prof. Dr. Tuğbay Tuğ, “Cerrahi yöntemler arasında memenin kanserli olan kısmının alınarak, kalan meme dokusuna radyoterapi (ışın tedavisi) verilmesi ile uygulanan meme koruyucu cerrahi, memenin tümünün alınması (mastektomi), meme derisinin korunarak memenin içinin boşaltılması ve silikon protez veya kişinin kendi dokularının kullanılarak yeni meme yapılması (rekonstrüksiyon) sayılabilir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi hekim-hasta arasındaki doğru iletişim meme kanserinin tedavisinde de son derece önemlidir. Hastanın tedavisine başlarken kendisine uygulanacak ilaç tedavileri ve uygulanacak cerrahi yöntemlerle ilgili detaylı bilgi verilmeli ve cerrahi yöntemin seçimine hasta ve hekim birlikte karar vermelidir. Unutulmamalıdır ki meme kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır” açıklamasında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/her-8-kadindan-birinde-goruluyor/">Her 8 kadından birinde görülüyor</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doctorsbpm.com/her-8-kadindan-birinde-goruluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadece cilde değil, gözlere de zararlı</title>
		<link>https://doctorsbpm.com/sadece-cilde-degil-gozlere-de-zararli/</link>
					<comments>https://doctorsbpm.com/sadece-cilde-degil-gozlere-de-zararli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[doctor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2021 13:07:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Önleme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Bakırköy Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[Clinical]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[Corona virus]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[doctor]]></category>
		<category><![CDATA[EvrenBaca]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[health]]></category>
		<category><![CDATA[Hospital]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Katarakt]]></category>
		<category><![CDATA[kornea]]></category>
		<category><![CDATA[Medical]]></category>
		<category><![CDATA[melanom]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[saglik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doctorsbpm.com/?p=3342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sadece cilde değil gözlere de zararlı. Güneş, özellikle yaz aylarında yeryüzüne daha dik ve daha yoğun gelen zararlı UV ışınları gözlerimizi de tehdit ediyor. &#160; Sadece cilde değil gözlere de zararlı. Güneş sağlığımız üzerinde yaşamsal öneme sahip çok sayıda fayda sağlasa da, özellikle yaz aylarında yeryüzüne daha dik ve daha yoğun gelen zararlı UV ışınları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/sadece-cilde-degil-gozlere-de-zararli/">Sadece cilde değil, gözlere de zararlı</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sadece cilde değil gözlere de zararlı. Güneş, özellikle yaz aylarında yeryüzüne daha dik ve daha yoğun gelen zararlı UV ışınları gözlerimizi de tehdit ediyor.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sadece cilde değil gözlere de zararlı. Güneş sağlığımız üzerinde yaşamsal öneme sahip çok sayıda fayda sağlasa da, özellikle yaz aylarında yeryüzüne daha dik ve daha yoğun gelen zararlı UV ışınları gözlerimizi de tehdit ediyor! <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Baca</strong>, gözümüzün pek çok dokusunun ultraviyole ışınlarından zarar görme potansiyeline sahip olduğunu belirterek, “Özellikle ozon tabakasındaki incelmeye bağlı olarak maruz kaldığımız ultraviyole ışın miktarında artış, riski yükseltiyor. Dolayısıyla gözlerimizi güneşten korumadığımızda kalıcı görme kaybına kadar gidebilen sağlık problemleri gelişebiliyor. Kaliteli güneş gözlüğü kullanmak, şapka takmak ve güneşe korunmasız olarak bakmamak, zararlı ultraviyole ışınlarından koruyan en önemli önlemlerdir” diye konuştu.</p>
<p><strong><a href="https://www.acibadem.com.tr/hastane/bakirkoy-hastanesi/" target="_blank" rel="noopener">Acıbadem Bakırköy Hastanesi</a> Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Baca</strong>, güneş ışınlarının gözlerimizde oluşturduğu 6 göz hastalığını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>
<figure id="attachment_3343" aria-describedby="caption-attachment-3343" style="width: 223px" class="wp-caption alignright"><a href="https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Evren-Baca-e1625144236991.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-3343" src="https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Evren-Baca-e1625144236991-223x300.jpg" alt="" width="223" height="300" srcset="https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Evren-Baca-e1625144236991-223x300.jpg 223w, https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Evren-Baca-e1625144236991-760x1024.jpg 760w, https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Evren-Baca-e1625144236991-768x1035.jpg 768w, https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Evren-Baca-e1625144236991-696x938.jpg 696w, https://doctorsbpm.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Evren-Baca-e1625144236991.jpg 977w" sizes="(max-width: 223px) 100vw, 223px" /></a><figcaption id="caption-attachment-3343" class="wp-caption-text">Dr. Evren Baca</figcaption></figure>
<h4><strong>Kornea yanığı</strong></h4>
<p>Yoğun güneş ışınlarının, göz yüzeyini kaplayan kornea adlı camsı tabakada hasar oluşturması, ‘kornea yanığı’ olarak adlandırılıyor. Güneş ışınlarına maruz kaldıktan 6-12 saat sonra gözde şiddetli ağrı, batma ve sulanma gelişiyor. Tedavide gecikilirse kalıcı görme kaybıyla sonuçlanabiliyor. Yapılan bir çalışmada; kornea yanığının en sık sabah 08.00-10.00 ve öğlen 14.00-16.00 saatleri arasında oluştuğunu göstermiş. Kornea yanığı hafif vakalarda ilaç tedavisi ve ileri seviyede cerrahi olarak tedavi edilebiliyor.</p>
<h4><strong>Katarakt</strong></h4>
<p>Gözün renkli kısmı olan iris dokusunun arkasında yer alan doğal lensler de güneş ışınlarından olumsuz etkileniyor. Katarakt, gözün içinde yer alan doğal lensin saydamlığını kaybederek opaklaşması sonucu oluşan bir hastalık. Tedavi edilebilen görme kaybının en önemli nedeni olan katarakt daha çok ileri yaşlarda gelişse de, yoğun güneş ışınlarının etkisiyle genç yaştaki kişilerde de oluşabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; katarakt uzun süre güneş ışınına maruz kalan kişilerde 3.5 kat daha fazla görülüyor. Katarakt oluştuktan sonra tek tedavi seçeneği ise ameliyat oluyor. Ameliyat ile opaklaşmış lens çıkarılıp yerine suni mercek takılıyor.</p>
<h4><strong>Makula dejenerasyonu</strong></h4>
<p>Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı olarak da bilinen ‘makula dejenerasyonu’ güneş ışınlarının gözlerde yol açtığı bir başka önemli sorunu oluşturuyor. Gözün görme merkezi makula, yani sarı nokta alanı, zararlı UV ışınlarından etkileniyor. Güneşe korunmasız olarak doğrudan bakıldığında, özellikle de güneş tutulmalarında, ultraviyole ışınlarının keskin görmemizi sağlayan makulada yarattığı hasar, tedavisi mümkün olmayan, geri dönüşsüz görme kaybına yol açabiliyor.</p>
<h4><strong>Pterjium (Göz yüzeyinde et yürümesi)</strong></h4>
<p>Göz yüzeyinin beyaz bölümünü saran konjonktiva zarı, UV ışınlarının etkisiyle dejenerasyona uğrayıp kalınlaşma ve gözün dış merceği olan kornea üzerine doğru büyüme yapabiliyor. Bu tabloya ‘pterjium’, toplumdaki bilinen adıyla ‘göz yüzeyinde et büyümesi’ deniyor. Kızarıklık, ağrı, batma ve ileri aşamalarında kalıcı kırma kusuru ile yüksek astigmata neden olabiliyor. Yapılan çeşitli çalışmalarda; bu hastalığın güneşin bol olduğu bölgelerde, diğer bölgelere nazaran 4-10 kat daha fazla görüldüğü ortaya konmuş. Erken dönemde kızarıklık için kullanılan damlalar yeterli gelirken, geç kalındığında ameliyata başvurmak gerekebiliyor. Ameliyatlarda oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.</p>
<h4><strong>Göz kapağı kanserleri</strong></h4>
<p>Göz kapaklarımız da cildimizin diğer kısımları gibi güneşin zararlı ışınlarından kötü etkilenebiliyor. Güneş ışınları<strong> </strong>göz kapağında sert, düzensiz şekilli ve büyüme gösteren kitlelere veya kötü huylu benlere (malign melanom) yol açabiliyor. Kapakta gelişen kanserlerde tek tedavi cerrahi olarak kitlenin çıkartılması oluyor. Kapak dokusu sınırlı bir alan olduğu için geç kalındığında cerrahi sonrası ciddi kapak deformiteleri bırakabiliyor. <strong> </strong></p>
<h4><strong>Göz alerjisi</strong></h4>
<p>Göz alerjisi, tıbbi adıyla alerjik konjonktivit; gözlerde yanma, batma, kaşıntı, sulanma ve kızarıklıkla kendini gösteriyor. Göz alerjisi hafif yakınmalarla sınırlı da kalabiliyor, yaşam kalitesini oldukça bozabilen ve görme kaybına varabilen şiddete de ulaşabiliyor. Yaz mevsiminde göz alerjisine neden olan polen, toz ile güneş ışını gibi etkenlerden uzak durulması ve koruyucu önlemler alınması, şikayetlerin büyük ölçüde hafiflemesini sağlıyor. Ayrıca solüsyon ve damla tedavileri de belirtilerin hafiflemesinde yararlı oluyor.</p>
<h4><strong>Gözlerinizi güneşten koruyun</strong></h4>
<ul>
<li>Kalitesiz gözlükler gözlerin zararlı ultraviyole ışınlarına normalden daha fazla maruz kalmalarına yol açıyor. Dolayısıyla sertifikası olan, kaliteli güneş gözlüklerini kullanın. Gözlüğünüz göz çevresini tümüyle kapatmalı, yüzünüze tam oturmalı.</li>
<li>Güneşin zararlı ışınları hava bulutluyken de yeryüzüne ulaşıyor ve gölgelerden de yansıyorlar. Güneş gözlüklerinizi bulutlu havalarda ve gölgeli ortamlarda da kullanın.</li>
<li>Göz kapaklarına uygun güneş koruyucu kremlerden faydalanın.</li>
<li>Siperlikli şapka takmayı ihmal etmeyin.</li>
<li>Göze doğrudan gelen ışınların yanı sıra deniz ve havuz suyundan da ışınlar yansıyor. Deniz ve havuzda mutlaka yüzücü gözlüğü kullanın.</li>
<li>Araç kullanırken gözlerinizi güneşten korumaya dikkat edin. Araç camları UVB ışınlarının geçişini büyük oranda önleseler de UVA ışınlarına engel olamıyor.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/sadece-cilde-degil-gozlere-de-zararli/">Sadece cilde değil, gözlere de zararlı</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doctorsbpm.com/sadece-cilde-degil-gozlere-de-zararli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ilk sırada</title>
		<link>https://doctorsbpm.com/turkiyede-olum-nedenleri-arasinda-ilk-sirada/</link>
					<comments>https://doctorsbpm.com/turkiyede-olum-nedenleri-arasinda-ilk-sirada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[doctor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2021 21:37:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[Corona virus]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[doctor]]></category>
		<category><![CDATA[Doctors BPM]]></category>
		<category><![CDATA[health]]></category>
		<category><![CDATA[Hospital]]></category>
		<category><![CDATA[human]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ömer Işık]]></category>
		<category><![CDATA[saglik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://doctorsbpm.com/?p=2416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp Damar Cerrahi Profesörü Dr. Ömer Işık, “kalp krizi” ile ilgili merak edilenleri, kalp krizini genç yaşta tecrübe edenlerin nasıl etkilendiğini ve mesleki tecrübelerini Doctors BPM Dergisi okurları için cevapladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2018 yılında paylaştığı verilere göre Türkiye’de yaklaşık %40,4 oranla tüm ölüm sebepleri arasında, ilk sırada kalp krizinin yer aldığı bildirildi. Kalp [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/turkiyede-olum-nedenleri-arasinda-ilk-sirada/">Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ilk sırada</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 class="p2">Kalp Damar Cerrahi Profesörü Dr. Ömer Işık, “kalp krizi” ile ilgili merak edilenleri, kalp krizini genç yaşta tecrübe edenlerin nasıl etkilendiğini ve mesleki tecrübelerini Doctors BPM Dergisi okurları için cevapladı.</h3>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2018 yılında paylaştığı verilere göre Türkiye’de yaklaşık %40,4 oranla tüm ölüm sebepleri arasında, ilk sırada kalp krizinin yer aldığı bildirildi. Kalp Damar Cerrahi Prof. Dr. Ömer Işık, “kalp krizi” ile ilgili merak edilenleri, kalp krizini genç yaşta tecrübe edenlerin nasıl etkilendiğini ve mesleki tecrübelerini Doctors BPM Dergisi okurları için anlattı.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Prof. Dr. Ömer Işık Kimdir?</b></li>
</ul>
<p class="p3">1981 yılında Ankara Hacettepe Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 1982 yılında İstanbul Bezm-i Alem Vakıf Gureba Hastanesi’nde İhtisasıma başladım ve ardından 1987 yılında Uzmanlık eğitimimi Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladım. Aynı hastanede doçentlik unvanını kazandım. 1997 yılında ise henüz 41 yaşındayken Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde profesörlük unvanına sahip oldum.<span class="Apple-converted-space">  </span>1999 yılından sonra birkaç özel üniversitenin Tıp Fakültesi’nde de bölüm başkanlığı ve dekan yardımcılığı gibi görevleri üstlendim.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Sizi doktor olmaya yönlendiren güdü neydi? Neden kalp damar cerrahi alanında ilerlediniz?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Aslında benim küçüklükten beri meslek konusunda iki hayalim vardı. Biri kaptan olmak diğeri ise makine mühendisi olmaktı. Hatta bu hayallerim doğrultusunda aldığım bir yol da vardı. Öyle ki ODTÜ’de Makine Mühendisliği eğitimime o yıllarda başlamıştım bile. Lakin sonrasında gerek çevremin gerek ailemin etkisi ile o alanda devam etmeme kararı aldım. Ve Tıp Fakültesi’ne geçerek orada ilerledim.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>O halde soru biraz şekil değiştiriyor olacak. Neden hayallerinizin peşinden gitmediniz ve sonrasında tıp alanı nasıl gerçeğe dönüştü?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Benim babam köy çocuğuydu, öğretmendi. Babam kendi babasını çok küçük yaşlarda, köydeyken doktorsuzluk nedeniyle kaybettiğini söyledi. Ve bir gün ben ODTÜ’de okuyorken yanıma geldi, babasını doktorsuzluk yüzünden kaybettiği için her zaman ilk çocuğunun doktor olmasının hayalini kurduğunu söyleyerek bu hayalini hüsrana uğratmamamı istediğini söyledi. Ardından ben de onu kırmak istemediğim için hayalini, hayalim yaptım. Ardından devamı geldi nihayetinde. Tıp eğitimimin yarısından sonra hastalarla birebir iletişim halinde olunca mesleğimi gerçekten sevmeye başladım ve tüm hızımla ilerledim. Kalp damar cerrahi ise staj döneminde kafamda netleşti diyebilirim. Girdiğim bir ameliyattan sonra o alanda ilerlemeliyim dedim kendime.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Tıp alanına sonradan yönelen birisi için bir anda kalp damar cerrahisi gibi zor bir alanda ilerleme kararını nasıl verebildiniz?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Tabi öncelikli olarak kişisel eğilimim sebebiyle buna yöneldim. Fakat şöyle bir şey de var, madem bir şey yapacağım, zor olanı yapayım dedim. (Gülüyor.) Özellikle zor bir şeyi başardıktan sonra aldığınız olumlu sonuçlardan yaşadığınız mutluluğun üstüne başka bir şey daha düşünülemez.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Kalp hastalıklarının Türkiye’de ölüm nedenlerinde ilk sırada yer aldığını göz önünde bulundurursak oldukça riskli bir alanda ilerlediğinizi söylemek mümkün. Bu noktada hastalarınızın ameliyatı öncesi neler hissediyorsunuz?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Bu hisler genellikle iki yönlü oluyor benim için. İlki hasta açısından bakıp hissettiklerim, diğeri ise kendi açımdan, branşım ve profesyonel yaklaşımım açısından hissettiklerim şeklinde oluyor. Kendi açımdan hislerim ben bu işi yaparım, zor da olsa başaracağım şeklindeki düşüncelerle ortaya çıkıyor çoğunlukla. Hasta açısından baktığımda ise ilk önce bu hastaya en az hasarı vermeliyim diyorum. Çünkü cerrahi bütün girişimlerde hastaya illa ki zarar verilir, tıpta önemli olan bu zararı asgariye indirmektir.<span class="Apple-converted-space">  </span>Bu sebeple hasta açısından hissettiklerim en az zararla maksimum faydayı sağlayabilmek düşüncelerine dönüşüyor. Hastaların bundan sonraki yaşamlarında daha sağlıklı, daha uzun ve daha konforlu yaşamalarını sağlamak adına cerrahi girişimlerime yön veriyorum.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Genç yaşta profesörlük unvanına sahip oldunuz. Erken yaşta, sağlam adımlarla ilerlediğiniz mesleki kariyerinizin belki de ilk basamağından biri olan ilk ameliyatınızda neler yaşamıştınız?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Beni yetiştiren hocam Prof. Dr. Cevat Yakut’un çok fazla güvenini gördüğüm için uzmanlık eğitimimin henüz 3. yılının sonralarındayken hastaların ameliyatına tek başıma girmeye başlamıştım. Ve ilk ameliyatım romatizmal kalp kapak hastalığının ameliyatı idi ve daralan kalp kapağının genişletilmesi işlemini gerçekleştirdim.<span class="Apple-converted-space">  </span>O sırada korku ve tedirginlik had safhadaydı. Ama bir taraftan da kendime güvendiğim için ilk ameliyatımı başarıyla tamamlayabildim.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>2012 yılında Rus doktorların ameliyatını riskli bulduğu Azeri meslektaşınızın hayatına by-pass ameliyatı ile siz ikinci şansı vermiştiniz. Bu tarz riskli görülen ve ameliyatı diğer doktorlar tarafından üstlenilmeyen hastalarla çok sık karşılaşıyor musunuz? Bu tarz vakalarda sizi başarılı kıldığını düşündüğünüz etkenler ve kullandığınız yöntemler nelerdir?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Evet, bu tarz bana yönlendirilen hastalar ile meslek hayatımda sıkça karşılaştım ve karşılaşıyorum da. Bunun en önemli sebebini ben, yetişmiş olduğum kurumdaki hocalarıma ve yetiştiğim kuruma bağlıyorum. Öyle ki İstanbul’da hatta Türkiye’de en riskli hastaların yönlendirildiği kurumun bünyesinde olmam, orada ilkleri yaşamam nedeniyle çok fazla risk taşıyan hastanın bana yönlendirildiğini düşünüyorum.<span class="Apple-converted-space">  </span>Orada yetişen her meslektaşım ve ben riskli hastaları tedavi etme konusunda hem tecrübeli hem de istekliyizdir. Tabi ki bu hastaları çok daha bilimsel ve uptodate dediğimiz teknolojinin en son imkânlarını kullanarak tedavi ediyorum. Öyle ki bu yüksek risk taşıyan hastaların cerrahi girişimlerini dünya standartlarında uyguluyorum diyebilirim.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Peki, sizin için “riskli” kelimesi ne anlam ifade ediyor?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Her türlü girişimin, her türlü hastalığın ve ameliyatın barındırdığı bir risk faktörü vardır. Bugün kalp krizi geçirmemiş, ek hastalığı çok fazla etkili olmayan, yaşı çok ileri olmayan, damar yapısı nispeten kabul edilebilir bir derecede yaygın ve ince olmayan hastalarda bir koroner by-pass ameliyatının riski binde 3’ten fazla değildir. Ama bir takım faktörler nedeniyle kalp yıpranmışsa, damar yapısı kötüyse, ek hastalıkları ciddi oranda ve yaşı ileriyse o zaman bu risk adım adım artar. Yüzde 7 – 8’in üzerinde bir risk skalası verildiği zaman bu hastayı riskli kabul ederim.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Yurtdışından size başvuran kalp hastalarında en çok öne çıkan rahatsızlık nedir? Buna göre size başvuran kalp hastalarının coğrafi dizilimini nasıl yaparsınız?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Özellikle Arap ülkelerinden çocuk hastalar çoğunlukta diyebilirim. Onlarda genellikle gözlemlediğim rahatsızlık ise doğumsal kalp kapak rahatsızlığı oldu.<span class="Apple-converted-space">  </span>Batı’dan ya da Avrupa’dan gelen hastalarım da ise çoğunlukla koroner arter hastalıklarla karşılaşıyorum. Son 10 yılda ise en çok Azerbaycan, Gürcistan, Cezayir, Libya ve Irak’tan hastaların başvurularında bir artış söz konusu oldu demek de mümkün tabi. Bunun yanı sıra Kosova ve Arnavutluk gibi balkan ülkelerinden de tedavi için gelenler var.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Türkiye’de de en sık kalp krizine de neden olmasıyla koroner arter rahatsızlığı görülüyor. Buna göre siz, kalp krizi nedeniyle size başvuran hastaların ortak yanlarını nasıl tanımlarsınız? </b></li>
</ul>
<p class="p3">Her şeyden önce genetik faktör burada çok etkili oluyor. Bunun dışındaki ortak yanlar ise beslenme şekilleri, diyabet hastalığı, sigara kullanımı olarak sıralanabilir.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Türkiye’de kalp krizi geçirenlerin yaşı 35 ile 65 yaş olarak seyrediyor. Fakat araştırmalara göre, gençlerin kalp krizi geçirdiğinde hayata tutunma şansları daha düşük. Gençken kalbin daha dayanıklı olduğu söylenir o halde genç kalpler neden kalp krizinin üstesinden gelmekte 50 yaş üstüne kıyasla daha çok zorlanıyor?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Normalde vücutta gözle görülmeyen kollateral denilen damarlar mevcut.<span class="Apple-converted-space">  </span>Bu damarlar hemen hemen vücudun her tarafında bulunurlar ve damarlarda kronik yani yavaş yavaş gelişen tıkanıklıklar olduğunda vücut bir dengeleme yapmak istediği için kollateral damarları devreye sokarak onları çalıştırmaya başlar. Tabi ki bu gözle görülemeyen kollateral damarlar bir sağlıklı normal damar kadar işlevsel olamaz ama bir tıkanıklık durumunda devreye girerek o tıkanıklığın yol açtığı kötü sonucu biraz olsun azaltabilirler. Dediğim gibi yavaş yavaş ilerleyen bir damar tıkanıklığında kollateral damarlar durumu hafifletebiliyor lakin genç hastalarda aniden gelişen bir durum söz konusu olduğu için kollateral damarlar müdahale edemiyor.</p>
<ul class="ul1">
<li class="li2"><b>Kalp krizinin ardından gerçekleşebilen “By-pass” ameliyatından sonra hastalara tavsiyeleriniz neler olur?</b></li>
</ul>
<p class="p3">Tabi ki burada uyku düzeninden, yemek şekline kadar dengeli bir hayat sürmek oldukça önem arz ediyor. Bunun yanında yine dengeli beslenmenin de altını çizmek gerekiyor. Hasta bu ameliyattan sonra kesinlikle hareketsiz kalmamalı ve kilo almamalı hatta fazla kiloya sahipse de bunu vermeli.<span class="Apple-converted-space">  </span>Ameliyat sonrası doktorunun verdiği ilaçlarını düzenli kullanmalı. Tabi bir de sigara kullanımı mevcutsa hasta bundan mümkün mertebe kaçınmalıdır.</p>
<p><strong>Röportaj: Melike ÇALKAP</strong></p>
<p>The post <a href="https://doctorsbpm.com/turkiyede-olum-nedenleri-arasinda-ilk-sirada/">Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ilk sırada</a> appeared first on <a href="https://doctorsbpm.com">DOCTORS BPM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doctorsbpm.com/turkiyede-olum-nedenleri-arasinda-ilk-sirada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
