Meselenin özü!.. Nitelikli kadrolara sahip olmaktı

Bugün olduğu gibi dün de aynı sorunu yaşıyoruz… Aslında bu sorunlarla başa çıkabilmenin en önemli unsuru sahip olduğunuz nitelikli insan kaynağında yatıyor!..

 

Biraz derinlikli okuma yapan, aynı konuları farklı kaynaklarda biraz olsun araştıran ve bunu yaparken tarafsızlığını en üst düzeyde koruyan herkes rahatlıkla görebilir ki; Osmanlı’nın da Cumhuriyeti’nde en temel sorununu, “kadro” ve bu kadronun içinden çıkacağı “nitelikli insan kaynağı” oluşturmuştu.

Yönetilmesi gereken bir devlet, aşılması gereken binlerce sorun vardı ve bugün olduğu gibi dün de bu sorunlara başa çıkabilmenin en önemli unsurunu sahip olduğunuz nitelikli insan kaynağı oluşturuyordu.

Şurası çok açıktı ki ve halen de açıktır ki eğer elinizde bilgi birikimini iyi sağlamış, kişilik açısından güçlü, özgüvenli, soru soran, farklılıklardan ürkmeyen, ezikliği yaşam biçimine çevirmemiş, kendini doğru ifade edebilen insan kaynağınız varsa, bu kaynaktan çok iyi yönetici, sanatçı, siyasetçi, öğretmen, mühendis, doktor ve ekonomist de çıkar.

Osmanlı’nın elindeki nitelikli insan bakiyesi o kadar dar alanda ve o kadar sınırlıydı ki, dünya dönüşürken bu dönüşümü anlayıp, gereğini yapabilecek kadrolar oluşamıyordu. Dolayısıyla muhteşem bir imparatorluktan, dört bir yanı işgal edilmiş bir memlekete dönüşülüverdi.

Cumhuriyeti kuran o büyük lider de; bu dar ve sınırlı insan kaynağının tam içinden geldiği için, bu memleket hakikatini görmüş, bunun eksikliğini bütün acısıyla yaşamıştı. Kurtuluş’ta da kuruluşta da elindeki nitelikli insan kaynağının son derece farkındaydı. Büyük maceralara atılmamasının, zaferlerle iştahlanıp kaybedilenleri geri almanın peşine düşmemesinin en temel nedeni de işte bu, “nitelikli insan kaynağı” meselesiydi. (Kendini bilmek üstün bir meziyettir doğrusu.)

Bu hakikattir ki Cumhuriyet’in en temel hareketini de stratejisini de “kadro meselesi” oluşturmuştur. Nitelikli insan kaynağı oluşturmak ve o kaynağın içinden çıkacak kadrolarla gerek devletin, gerek özel sektörün gemisini yüzdürmekti amaç… Büyük zafer, ancak böyle kalıcı hale gelip yeni taçlanmalarla devam edecekti; çünkü. Varsa yoksa insan kaynağına yatırım yapılmasının nedeni buydu. Yapılan tüm devrimler de, eğitim kalkışması da bu nedenleydi.

Siyasal angajmanlardan bağımsız bakabilirseniz görürsünüz ki; esasen “Köy Enstitüleri” de “Halk Evleri” de bu çabanın devamıydı.

Pek çok iyi girişim katledildi, becerilemedi, sürdürülemedi. Bu ayrıca “derinlikli” tartışılmaya muhtaçtır. Ancak ilerleyen zamanla birlikte nitelikli insan kaynağı oluşturma işi, öylesine büyük siyasal oyun alanına, insan devşirme meselesine, niteliksiz olanların at koşturduğu bir “iş alanına” ama özellikle de “mış gibi” yapılan bir faaliyete dönüştü ki aradan geçen yıllarda ortaya çıka çıka hemen her konuda “mış gibi” yapan insan kitlesi çıktı.

Her konuda…

Elbette her şey o kadar da kötü gitmedi. Bu arada, kurumaya yüz tutmuş sahilden kurtulmayı başarmış “deniz yıldızları” ya da “dağlarda yanan tek tek ateşler” gibi, çok iyi insanlar çok iyi işler de yaptılar ve sayelerinde nitelikli insanların da oluşmasına yol verdiler, su verdiler, kol kanat gerdiler. Onlar zaten Cumhuriyete Kanat Gerenlerdi. Sayıları azdı ama vasıfsızlığa demir atmış büyük çoğunluk karşısında yapabilecekleri de sınırlıydı.

İşte bugün bu nitelikli ama çok sınırlı insan kaynağı ile nitelik arzetmeyen ama çok kalabalık bir kitlenin, toplumsal yarılmasını yaşıyoruz. Mesele şu ki bunların hepsi bizim insanımız. Bizim iyi, güzel insanlarımız. Halen daha içinde insanlık değerlerini fazlasıyla taşıyan insanlarımız.

Eğer bu değerler anlamında da bir yarılma yaşanırsa, işte o zaman gerçek bir felaket ile karşı karşıyayız demektir. Kültür değişir, zamanla farklılaşır. Ne var ki değerler çözülüp, ortadan ikiye yarılıyorsa, işte o zaman ağır ve yok edici bir hastalık her yeri sarmış demektir. Siyasete de ticarete de bir yerde dur demek gerekiyor, bu değerlerin sarsılmaması, hiç değilse değerlerde yarılma yaşamamamız adına…

Bu görev belirli kişilere ait değil, herkese ait bir görevdir.

Biline…

Prof. Dr. Ali Murat Vural 

İlgili Makaleler

spot_img

Güncel Haberler