Adalet sistemimizdeki sağlık bozan aksaklıklar

Anayasada düzenlenmiş hali ile bir hukuk devleti olduğunu kabul eden ülkemizin, 21. yüzyılda giderilmesi basit ancak nedense giderilmeyen birçok sorunu bulunmaktadır.

Neden mi bahsediyoruz? Lafı uzatmadan açıklayayım.

Adalet sisteminin unsurları olan Hakim, Savcı ve Avukat’tır. Tüm bunlar da vatandaş ve geniş anlamda o ülkeyi ziyaret eden ve yaşayan yabancılar için vardır. Meslekte uzun yıllardır görev yapan ve yargı sisteminin hızlandırılması için basit dokunuşlar ile neler yapılabileceğini bilen birisi olarak sorunları ve tespit ve çözümünü sıralamak aşağıdaki gibi mümkündür.

Bu yazıyı okuyanların ya da yakınlarının adliyeye illa ki bir işi düşmüştür. Bilirsiniz ki, adliyeye girmek kolay çıkmak zordur. Zira 09:00’da yazılı olan duruşma için adliyeye gitmişsinizdir; ancak görürsünüz ki, mahkemelerin çoğu saat 09:30 olmasına rağmen daha ilk dosyaya ilk duruşmaya bile bakmaya başlamamışlardır. Yine duruşma listesine baktığınızda görürsünüz ki, 1 dakika ara ile 5 dakika ara ile, ya da aynı saate birden fazla duruşmalar verilmiştir. Hali ile geç başlandığı ve 1 dakikada da duruşma bitmeyeceğinden gün boyu olan bütün duruşmalar aksamaktadır. Konu ile ilgili Adalet Bakanlığı’na barolarca yazı yazılmış,  bakanlıkça da her ilin Cumhuriyet başsavcılıklarına yazı yazılmış ise de, nedense bu sorun halen devam etmektedir. Bu konuda denetim mekanizması çalışmamakta, vatandaş ve avukatlarca tutulan tutanaklardan ve yapılan şikayetlerden sonuç çıkmamaktadır.

Azınlıkta olan ancak vatandaşı ve avukatları bekletmeyen duruşmalarına saatinde başlayan hakimler de yok değil. Olması gerekeni yaptıkları için onlara yine de minnettarız. Ancak bunun tümü tarafından yapılması gerekmektedir. Zira vatandaş adliyeye gelirken işinden belli bir süreliğine izin almaktadır, sürenin saatlerce uzaması halinde vatandaşın işyerinde problemler başlamakta işyerinde huzursuzluk çıkmaktadır. Yine adliyelerde saatlerce bekleyen ve isyan eden yaşlıları, çocuklu kadınları, başka ilden gelip uçağına otobüsüne yetişmek zorunda olan avukatları ve vatandaşları, ofisindeki, karakoldaki, tapudaki, cezaevindeki, işler için duruşmasının bir an önce başlaması için dua eden avukatları gördükçe üzülmemek imkansız. Tüm saydığımız insanlar her gün adliye koridorlarında duruşma mübaşirleri ile tartışmaktadır. Tabi ki, mübaşirler de duruşmaya kaçta başlanacağını bilebilecek durumda değildir. Adliye koridorlarında bekleyen hastalar, yaşlılar, kadınlar, çocuklu kadınlar, işine geç kalanlar, avukatlar bu toplumun neredeyse yüzde 90 oranındadır. Zira günümüzde adliyeye yolu düşmeyen neredeyse kimse kalmamıştır. Ancak bu vatandaşların adliyede isyan ederek beklemesi nedense kimseyi rahatsız etmemektedir. Sırf bu sebepten kimse adliyelere düşmemek için tanıklık yapmak istememekte, ifadelere gelmek istememekte, mağdur olmasına rağmen şikayet veya dava hakkını kullanmaktan kaçınmaktadır. Birçok kişi bu konunun mağdurudur. Sonuçta adalet duygusu ve adalete olan güven zedelenmektedir.  Kaybedilen zaman, beklerken yaşanan stres ve üzüntü kul hakkına sebebiyet vermektedir.

Bu sorunun çözümü çok basittir. Adalet Bakanlığı bir yazı ile Cumhuriyet başsavcılıklarını bir kez daha duruşma saatlerine zamanında başlanması ve duruşma aralıklarının makul tutulması konusunda yazı göndermeli ve hakimlerin savcıların bu konularda uyarılmasını ve ileriye dönük duruşmaların saat aralıklarının yeniden tanzimlenmesini istemelidir. Sonrasında adliye sisteminde kullanılan UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) programına yapacağı güncelleme ile aynı karakollardaki ifade tutanağında olduğu gibi duruşma tutanağına duruşma saatine başlama ve duruşma sonlanma saatini ekleyecektir. Bununla da tüm hakim ve savcılar ifadeye veya duruşmaya kaçta başlamış, kaçta bitirmiş görme imkanı olacaktır. Bu da otokontrol yöntemi ile duruşmaların saatinde başlamasına sabah 10:00’da başlaması gereken duruşmanın öğleden sonraya sarkmamasını sağlayacaktır.

Böylece adalete olan güven bir nebze olsun yeniden tesis edilebilir. İnsanlarda yerleşen olumsuz düşünceler ortadan kaldırılmış olur.  Basit bir çözümü olan ve neredeyse tüm toplumu ilgilendiren bu sorunu dillendirmek ilgili mercilere iletmek hepimizin borcudur.

Türkiye’de birçok yerli ve yabancı müvekkilime bu aksaklıkları anlatırken zorlanıyorum. Diğer taraftan dünyanın birçok ülkesini gezdim ve gittiğim her ülkede adliyeleri ziyaret ettim. Duruşma kapısı önünde bizdeki kadar kalabalığı hiçbir yerde görmedim.

Geciken adalet, adalet olsa da sonuçta zulümdür. Gelin bugün de en azından bunu düzeltmekle başlayalım güne. İlgili birimlere ve insanlara siz de bu çözümü iletin. İnsanların evine, işine saatinde dönmesine, gününü doğru planlayabilmesine yardımcı olalım.   

Av. Samir İsmayilov, LL.M (Antalya Barosu)

İlgili Makaleler

spot_img

Güncel Haberler